|
Ana Sayfaya Dönmek için tıklayın
Yöneticiye
Bildir
| Önceki başlık :: Sonraki başlık |
| Yazar |
Mesaj |
muratbayramoğlu G.Kurul Delege
Kayıt: 16 Eyl 2006 Mesajlar: 27
|
Tarih: Sal Ekm 09, 2007 12:42 Mesaj konusu: TERSİNE YAZI |
|
|
TERSİNE YAZI
Bakınız; yaşamda asıl önemli olan paradır. Kutsallık verilmeye çalışılan bir takım kavramların dile getirilip durması ne nafile bir iştir. Bu dünyada her şeyin paraya çevrilebilir olduğunu bazıları hala görmek istemiyorlar.
Yok vatanmış, yok bayrakmış, yok şehitlermiş, yok bağımsızlıkmış, yok özgürlükmüş… Böylesine işe yaramaz şeylerle uğraşmak ne boş iş. Ama durun bakalım. Boş deyip geçmemek lazım aslında. Örneğin vatan… Nedir vatan? Bir toprak parçası değil mi? Efendim şehit kanıyla sulanmış diyorlar. Yıllar önce olmuş bitmiş şeyleri hala konuşmanın hatırlamanın ne gereği var. Zaten aslında bazı ilim adamlarımızın araştırmaları sonucunda ortaya çıkan kimi gerçekler de var. Kurtuluş Savaşı denen şey abartılmış bir olaydır. Gerçek anlamda işgal birkaç yer dışında yaşanmamıştır. Hem işgal de niye kötü bir şey olsun canım. İşgalcilere direnmeyenlere ne yapılmıştır sanki. Şehitler de oturup paşa paşa kaderlerine razı olsalardı ölmezlerdi. Onları da anlamak mümkün değil.
Neyse konu dağıldı biz para, pardon vatan konusuna dönelim. Ne diyorduk vatan bir toprak parçasıdır. Toprak parçası demek arsa demektir, arazi demektir. Arsa, arazi ise satılıp paraya çevrilebilir değerlerdir. Bak düşününce vatanı da satarak para kazanılabileceği ortaya çıkıyor. İşte pazarlama kafası buna derler. Hem alan adam bunu sırtında mı götürecek canım. Yabancıysa yabancı. Küreselleşme çağında paranın milliyeti mi olurmuş. Hem bir Türk büyüğümüz o seviyeli üslubu ile ne demişti? :” Hasan almaz, basan alır.”
Bana göre kurtuluş günlerinin kutlanması da ne gereksiz bir iş. Tutturmuşlar kurtuluş, bağımsızlık. Yahu belki kurtulmasaydınız işgalcileri hoş tutsaydınız bugün daha demokratik olurdunuz diyesi geliyor insanın. Öyle yüz tane kurtuluş gününe de gerek yok. Hangi devirde yaşıyoruz. Hem AB’de falan kurtuluş günü mü var? Çağdaşlaşalım biraz. Bırakalım 85 yıl önce olan şeyleri anıp durmayı. Senede bir gün Cumhuriyeti analım şimdilik yeter. Dedim ya şimdilik; sonrasına bakarız.
Bayrak konusu zararsız bir konu. İstersen her yüz metrede bir bayrak dikilsin. Hem bayrağın gönderini de mümkün olduğunca uzun tutuyorlar, şimdi moda. Satılan kuruluşların sayısı ve miktarı ile gönderin uzunluğu arasında doğru orantı kuruluyor herhalde. Sayı arttıkça gönder uzuyor! Öyle olunca sanki tüm satılan tesisler, Tüpraş, Petkim, Telecom gibi alternatifsiz kuruluşlar, limanlar, fabrikalar, bankalar, madenler, santraller vb. hala Türklerinmiş gibi oluyor. Hem artık işgaller asker postalıyla olmuyor bildiğiniz gibi. İşgalin ispatı illa bayrak değiştirmek değil. Onlar eskidendi. Birini indir öbürünü tak. O zaman ürkütücü oluyor. Böylesi daha iyi. Sessiz ve derinden. Aklıma bir söz de geldi bak. Atasözü gibi :”Gerçek işgal iktisadi olandır.”
Şu bağımsızlık denen şey bu devirde olacak şey mi? Hele bunun önüne bir de “tam” sözcüğünü getirmiyorlar mı? Tam olarak deliriyorum. Hazır tüm dünya “küresel bir köy” ( Global Village ) haline gelmişken; neyin bağımsızlığından bahsediliyor. Dünyayı yöneten çok uluslu şirketlere karşı çıkmak kimin haddine. Zaten ekonomini küresel ekonomiye kökünden bağlamışsın. ABD Merkez Bankasının aldığı kararlar kendi Merkez Bankanın aldığı kararlardan daha çok etkiliyor seni. İşin bitmiş. Ne bağımsızlığından bahsediyorsun değil mi ama?” İtaat et; senin hakkında en hayırlısı odur” diye düşünüyorum.
Bakın Kıbrıs konusunda da tasarruf edilecek noktalar var. Orada Türk askerlerinin bulunuyor olması da onlar için birtakım ödeneklerin ayrılmasına neden oluyor. Kıbrıs’tan Türk askeri çekilerek parasal açıdan tasarruf yapılabilir; bu para çok değerli girişimcilerimize düşük faizli, elli yıl ödemeli kredi şeklinde verilebilir örneğin. Düşününce nasıl da bulunuyor. İşte memleketin ihtiyacı olan bu anlayış, bu vizyon. Ama bu muhteşem aklı bile sen “ver kurtulucusun” diyerek küçümsemeye çalışıyorlar. Takdir etmiyorlar.
Son olarak bir de şu Ulus- devlet midir nedir, o kavram var. İllaki bir topluluğa ait olup onun çıkarlarını savunalım diyorsak; bakınız cemaat ve tarikatlar ne günler için var? Kendine en popülerlerinden, en önde gidenlerinden birini seç, katıl ona. Hem onlar, küreselleşme denen olguyla da çok barışıklar. Hatta birbirleriyle iç içe geçmişler. Yazının başında ne demiştik? Amaç para kazanmak değil mi? Hem şeyhini iyi dinler, dediklerini de yaparsan kısa sürede hem maddi hem ulvi pek çok kazanımın olur. Yani hem bu dünya hem öbür dünya cepte. Aslında formül bu kadar da basit. Başka yollarda harcanmanın gereği var mı? Şu dünyaya kaç kere geliyoruz değil mi ama?
İŞİNİ BİLEN PEK ÇOK KİŞİDEN BİRİSİ |
|
| Başa dön |
|
 |
|
|
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
|
|
|